Mesih’in öğretisine göz atan herkes onun sevgiye ne kadar önem verdiğini görebilir. İncil’in bir çok ayeti bunu vurgular: ‘Ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin’ (Matta 5:44). O yüzden özellikle Eski Antlaşma’da geçen bazı savaş sahneleri ve şiddetli içerikli buyruklar bizi ilk başta şaşırtabilir.Zira orada da Tanrı 10 Emir’de ‘öldürmeyeceksiniz’ demedi mi?O zaman Rab neden İsrail halkına yeri geldiğinde savaş buyursun? Aynı şekilde Haçlı Seferleri gibi Hristiyanlık adına yapılan saldırılar da bize çok tuhaf gelir. Mesih imanlıları olarak buna nasıl bir cevap vereceğiz?

Öncellikle Kutsal Kitap’ta kayda geçen her şeyin bizim için birer emsal olmadığını hatırlamalıyız. Özellikle Eski Antlaşma bir çok tarihi olay kaydeder ama bunu yaparken benzer şekilde davranmamız gerektiğini buyurmuyor yalnızca olup biteni aktarıyor.Aynı zamanda Kutsal Kitap’ın Tanrı’nın bakış açısından yazıldığını hatırlamalıyız. Böylece Yaratılış 6. bölüme geldiğimizdeyeryüzünün tamamen günaha batmasından ötürü Tanrı’nın hepsini yıkma kararı alması bizi şaşırtmıyor. Nuh’un günlerinde Rab büyük bir tufan göndererek insanlığın rezaletini yargıladı ki evrenin başhakemi olarak bunu yapması gerekiyordu. Daha sonra İbrahim’in döneminde Rab’binSodom ve Gomora kentlerini korkunç günahlarından dolayı yerle bir ettiğini görüyoruz. Bu örnekler bizi pek rahatsız etmiyor tabi, çünkü Tanrı’nın günahı yargılama hakkı, hatta sorumluluğu vardır.

Fakat daha sonra Tanrı İsraillilere Kenan’daki pagan halklarını yok etme emri verince şaşırıyoruz. Tanrı, İsrail ulusuna nasıl böyle müsaade edebilir? Fakatesas Kenan halkını yargılayan İsrail değil, daha önce tufan ve Sodom’laGomora olaylarında olduğu gibi o halkları yargılayan Tanrı’nın kendisiydi. Aynı zamanda Tanrı’nın Kenan halklarını neden yargıladığını anımsamalıyız. Sodom ve Gomora’da olduğu gibi kendilerini her tür pisliğe ve ahlaksızlığa teslim ettiler. Dahası taptıkları putları hoşnut etmek için kendi çocuklarını bile kurban olarak ateşe veriyorlardı. Aslında İbrahim’in döneminde Rab zamanı gelince Kenan uluslarını yargılayacağını söyledi (Yaratılış 15:16). Ardından Rab yaklaşık 500 yıl daha sabretti ve sonunda yargısını gösterdi. Bunu o topraklara yerleşmeleri için söz verdiği İbrahim’in soyu İsrail aracılığıyla gerçekleştirdi. Böylece Yeşu’nun önderliğinde Kenan topraklarına giren İsrailoğulları Tanrı’nın emriyle orada bulunan bütün putperest halkları bozguna uğrattılar. Nitekim çoğu savaşta Tanrı onlara mucizevi bir şekilde yardım etti. Kısacası olanlar çoktan belirlenmiş Tanrı’nın yargısıydı.

Bazısı bu olayı bir tür cihada benzetiyor. Ama hiç de öyle değildi. Evet Tanrı kötülük yapan oradaki ulusları İsrail aracılığıyla yargıladı ama onun dışındaki diğer ulusların üzerine yürümelerine izin vermedi. Yani bu savaş emri belirli ve sınırlıydı. Aslında Tanrı’nın o putperest ulusları oradan kovmasının bir diğer amacı da, İsrail ulusunu pagan etkileşimden korumaktı. Ayrıca yıllar sonra İsrailoğulları komşuları gibi putperestliğe dalınca Tanrı seçtiği halkından da gazabınıesirgemedi. Hatta tarihe bakarsak Tanrı’nın en çok kendi halkı olarak seçtiği İsrail’i yargılayıp yerden yere vurduğunu görebiliyoruz. Sonuç olarak Tanrı İsrail’in hoşlanmadığı halkları yok etmeleri için onlara halı hazır bir fetva çıkartmadı. Tersine adalet sağlamak için kullandığı İsrail’i de yeri geldiğinde aynı adaletle yargıladı.

Aynı zamanda Eski Antlaşma’da Tanrı’nın belirli bir ulusla çalıştığını hatırlamalıyız o yüzden orada yazılanlar doğal olarak Yahudilerin bakış açısından aktarılır. İsraillilerin diğer uluslar gibi kendilerini savunma hakkına da sahiptiler dolayısıyla tarihlerinde geçen savaşların bir çoğunu milli güvenliği meselesi olarak da yorumlayabiliriz. Nitekim Rab, özellikle tufandan sonra, kanı dökülen insanların öcünü almak için ulusların başına hükümetlerin kurulmasına izin verdi. Bu yüzden Kutsal Kitap kurulu devlet düzenlerine boyum eğmemizi buyurur çünkü adalet sağlamak gerektiğinde onlara ‘kılıcı’ de kullanma yetkisini verdi (Romalılar 13:1-7).

Şimdi Yeni Antlaşma’ya gelince o zamana kadar çoğunlukla Yahudilere eğilen Rab artık kapıyı diğer tüm uluslara açar. Aslında baştan beri Tanrı’nın amacı da buydu çünkü İbrahim’in soyunu seçerken onları diğer tüm uluslara bir bereket kaynağı yapacağını belirtti (Yaratılış 12:1-3).Böyle de oldu çünkü onlardan doğan İsa Mesih’in müjdesi artık etnik kökeni ayırt etmeksizin tüm herkese duyuruldu. Yine de ilk Hristiyanlar tek bir ulustan olmadıkları için kendilerine has bir hükümet de kurmaya yönelmediler. Mesih’in öğretisi doğrultusunda düşmanlarını dahi sevmeye gayret ettiler. Kendi orduları ya da silahları olmadığı için gittikleri her yerde baskı görüyorlardı ama olağanüstü sevgilerinden dolayı kısa bir sürede dünyanın her yerine yayıldılar. Kısacası şiddete başvurmayı reddettiler çünkü izledikleri Mesih böyle bir emsal bıraktı.

O halde Haçlı Seferleri nereden çıktı? Mesih’in öğretisi uyarınca Hristiyanlar savaşa karşıysalar neden tarihte böyle olaylar oldu? Esasen bu tür olaylar siyasi nedenlerden dolayı oldu. Dördüncü yüzyılda İmparator Konstantin’in Hristiyanlığı kabul etmesiyle hep zülüm gören Mesih imanlıları için büyük  bir rahatlık doğdu. İlerleyen zamanda devlet kiliseyi içine aldı ve Hristiyanlık siyasi bir alete dönüştü. Bu süreçte gerçek Mesih imanlılarının karşı koymalarına rağmen ‘Katolik’ (Evrensel) Kilisesi gittikçe bir çok siyasi olaya karışmaya başladı. Sekizinci yüzyılda İslamin yükselişi ardından eskiden çoğunlukla Hristiyan olan Orta Doğu ve Kuzey Afrika Müslümanların eline geçti. Gerilim uzun yıllar sürdü ama on ikinci yüzyılın sonunda Katolik Kilisesi Avrupa’nın bir çok kralıyla işbirliği yaparak Yeruşalim’i geri almak için harekete geçti. Uzun bir mücadele vermelerine rağmen pek başarılı olamadılar zatensembol olarak kullandıkları haç aslında onları hiç haklı çıkarmadı. Çünkü sözde izledikleri Mesih başkasına hiç bir zaman saldırmadı, eline kılıç bile geçirmedi, tersine haçta kendi canını bütün insanlar için verdi. Kısacası kendileri büyük bir tezadın içine düştüler çünkü gerçek Hristiyanlık buna müsaade etmez.

Sonuç olarak Hristiyanlar olarak Eski Antlaşma’da geçen savaşları İsrail’in tarihi olarak okuyoruz. Olmuş, geçmiş ama bizim için emsal değildir çünkü biz ulusal her hangi bir kimliği savunmuyoruz, aksine uluslararası bir aileyiz. Haçlı Seferlerine gelince elbette ki üzgünüz fakat bu tür olayların Mesih’in öğretisini yansıtmadığı aşikârdır.Nasıl ki bugün bir papanın ya da kilisenin aldığı karar hepimizi bağlamadığı gibi tarihte yapılan şeyler de bizi bağlamıyor. Bizi bağlayan İsa Mesih’in buyrukları ve öğretisidir. Günümüzdeki savaşlara gelince gerçek Mesih imanlıları olarak taraf tutmadan tüm insanlarınhakkını savunmaya çalışıyoruz. Gerçek Hristiyanlar her zaman mazlumlardan yana olup adaletsizliğe karşı mücadele verdiler ancak bu tür durumlarda silah ve şiddetle değil sevgiyle tarihin akışını değiştirebileceğimize inanırız. Çünkü bize bırakılan miras savaşmak ya da lanetlemek değil, kutsamak ve barış sağlamaktır (Matta 5:1-12, 1.Petrus 3:8-9).

Yakında bir gün İsa Mesih dönecektir, yeryüzünde yapılan tüm haksızlıkların hesabını görecek, Tanrı’ya karşı gelmiş herkesi tek tek yargılayacaktır. O zaman savaşlar sona erecektir ve Rab  yeryüzünün tümünde kutsal ve kusursuz bir düzen kuracaktır: ‘İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, savaş eğitimi yapmayacaklar artık’ (Yeşaya 2:4). İşte o zaman Barış Prensi olan İsa Mesih ebediyen krallık sürecektir.